Geçmişten Günümüze En İyi Dizilişler Nelerdir?

Futbol Taktiklerinin Evrimi Futbol dizilişlerinin tarihi bir kural değişikliğiyle başlar.

1925'te ofsayt kuralı değişti ve o güne kadar işleyen 2-3-5 bir anda savunmasız kaldı. Herbert Chapman'ın buna verdiği cevap WM oldu. Bundan sonraki her diziliş, benzer şekilde bir soruna verilmiş cevap: moda değil, mecburiyet. Aşağıda o zinciri sırayla takip ediyoruz.

2-3-5 piramit: hücumun beş kişi olduğu dönem

İki savunmacı, üç haf, beş forvet.

  1. yüzyılın sonlarında sahadaki dağılım bugünkü mantığa taban tabana zıttı, ve piramit adını yukarıdan bakıldığında oluşan üçgen şekilden alıyordu.

Bu dağılımın işe yaramasının tek sebebi ofsayt kuralıydı. O dönemde bir oyuncunun ofsayt sayılmaması için önünde en az üç rakip bulunması gerekiyordu, yani kaleci artı iki savunmacı. Arkada iki kişi bırakmak yeterliydi, çünkü hücum eden takım zaten sürekli ofsayta düşüyordu.

Maçlar yüksek skorlu ve kalabalıktı. Sistem kontratağa tamamen açıktı ama kimse bunu ciddi bir problem olarak görmedi. Kural değişene kadar.

2-3-5 piramit dizilişinin Quick Lineup saha grafiği: iki bek, üç haf, beş forvet

WM (3-2-2-3): kurala verilen ilk taktik cevap

1925'te ofsayt için gereken rakip sayısı üçten ikiye indi. Bir gecede piramidin arka hattı yetersiz kaldı, gol sayıları fırladı ve o güne kadar en iyi hücum hattını kuran takımın kazandığı bir oyun, birdenbire arka hattını çözebilen takımın kazandığı bir oyuna döndü.

Arsenal teknik direktörü Herbert Chapman, orta hafını savunmaya çekip üçüncü stoper yaptı ve karşılığında iki iç forveti geriye aldı. Ortaya çıkan şekil yukarıdan bakıldığında W ile M harflerini andırıyordu, adı buradan geliyor. WM'nin asıl önemi savunmayı güçlendirmesi değil, futbolun ilk kez bir kural değişikliğine bilinçli bir taktik yapıyla karşılık vermesiydi; savunma ile hücum arasında geçiş kavramı bu sistemle ortaya çıktı ve sonraki elli yılın taktik dili buradan türedi.

Chapman ayrıca sırt numarasını, floodlight'ı ve Avrupa kupası fikrini savunan adamdı. Taktik sadece bir parçasıydı.

WM sisteminin (3-2-2-3) Quick Lineup saha grafiği: üç bek, iki haf, iki iç forvet, üç forvet

4-2-4: Brezilya ve hücumun yeniden keşfi

1958 Dünya Kupası'nda Brezilya, dört savunmacı ve dört forvetle oynayan bir sistemle sahaya çıktı. Ortadaki iki oyuncunun hem savunmaya hem hücuma yetişmesi gerekiyordu; sistem ancak o iki kişinin koşu kapasitesi yetiyorsa çalışıyordu.

Brezilya turnuvayı kazandı ve Avrupa dışından bir takımın Dünya Kupası'nı alması ilk kez oldu. 17 yaşındaki Pelé dünya sahnesine bu turnuvada çıktı, Garrincha ise sağ kanadı tek başına taşıdı.

Mesaj basitti. Savunmayı dörde çıkarmak hücumdan vazgeçmek değildi.

Brezilya'nın 1958 Dünya Kupası finalindeki 4-2-4 kadrosu: önde Pelé ile Garrincha

Toplam Futbol ve 4-3-3

1970'lerde Rinus Michels'in Ajax'ı ve Hollanda Milli Takımı, dizilişi bir başlangıç noktası olarak görüp maç içinde sürekli bozan bir oyun kurdu. Bir bek ileri çıktığında yerini orta saha dolduruyor, forvet geriye sarkıp oyun kuruyordu. Pozisyonlar sabit değil, doldurulması gereken alanlardı.

Ajax üst üste üç Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası kazandı: 1971, 1972, 1973. Hollanda 1974 Dünya Kupası'nda finale çıktı ve Almanya'ya kaybetti.

Johan Cruyff bu felsefenin sahadaki karşılığıydı. Onun oynadığı futbolun üç ayağı vardı: sürekli pozisyon değiştirerek alan yaratmak, topu kaybettiği anda baskı kurmak, topu elinde tutup rakibi yormak. Bugün pressing ve pozisyonel oyun diye anlatılan her şeyin kökeni burada.

Hollanda'nın 1974 Dünya Kupası finalindeki 4-3-3 kadrosu: ortada Cruyff ile Neeskens

Catenaccio: 5-3-2 ve libero

İtalyanca "sürgü" demek.

1960'larda İtalyan futbolunun cevabı hücumu geliştirmek değil, gol yememekti.

Sistemin ayırt edici parçası libero: savunma hattının arkasında, markaj görevi olmayan, sadece boşlukları kapatan serbest oyuncu. Önündeki dört kişi rakip forvetleri birebir tutarken libero arkada süpürücü olarak duruyordu. Bir markaj kaçtığında ikinci bir savunma katmanı hazır bekliyordu.

Helenio Herrera'nın Inter'i bu sistemle 1964 ve 1965'te iki Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası kazandı, Serie A'da üç şampiyonluk aldı, ve bunu doksan dakikada üç şut atarak yaptığı maçlar oldu. Hücum tek kontraya indirgenmişti; topu kazanıp iki pasla bitirmek yeterliydi, çünkü kalede zaten gol yenmiyordu.

Catenaccio uzun süre "futbolu öldüren sistem" olarak eleştirildi. Yine de arkasındaki fikir hiç ölmedi: kendinden güçlü bir rakibe karşı riski minimuma indirmek, bugün de her düşük bloğun mantığı.

Helenio Herrera'nın Inter'inde catenaccio: Picchi libero olarak savunmanın arkasında

4-4-2: standart haline gelen diziliş

1980'ler ve 1990'lar boyunca 4-4-2 futbolun varsayılan şekliydi. İki düzgün hat, dört savunmacı ve dört orta saha, önde iki forvet. Öğretmesi kolay, savunması disiplinli, kanatları net.

Arrigo Sacchi'nin Milan'ı bu dizilişi yüksek savunma hattı ve kolektif presle birleştirdi ve 1989 ile 1990'da üst üste Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası kazandı. Sir Alex Ferguson'ın Manchester United'ı ise aynı şekli Premier Lig'de bir dominasyon aracına çevirdi.

Asıl değişim merkezdeydi. İki orta saha oyuncusunun işi paylaşması, yani biri topu kazanırken diğerinin oyun kurması, sonraki yirmi yılın bütün tartışmasını başlattı.

Arrigo Sacchi'nin Milan'ının 4-4-2 kadrosu: arkada Baresi, önde Van Basten

Tiki-taka ve 4-3-3'ün dönüşü

2008-2012 arasında Barcelona ve İspanya Milli Takımı, top hakimiyetini bir savunma yöntemine dönüştürdü. Mantık şuydu: rakip topa dokunamazsa gol atamaz.

İspanya bu dört yılda üç büyük turnuvayı üst üste kazandı: 2008 Avrupa Şampiyonası, 2010 Dünya Kupası, 2012 Avrupa Şampiyonası. Sistemin kalbi Xavi ile Iniesta'nın önünde durduğu, Busquets'in arkada beklediği orta saha üçlüsüydü; üçü sürekli hareket ederek birbirine hiç kapanmayan bir pas açısı üretiyordu, ve rakip bu açıyı kapatmak için sahanın bir ucundan diğerine koştuğunda arkasında bıraktığı boşluk golü getiriyordu.

Pep Guardiola'nın Barcelona'sında aynı fikir kayıp sonrası altı saniyelik presle tamamlandı. Top kaybedildiğinde geri çekilmek yerine anında geri kazanmaya çalışmak, top hakimiyetini sürdürmenin en ucuz yoluydu.

Guardiola'nın Barcelona'sının 2011 Şampiyonlar Ligi finali 4-3-3 kadrosu: orta sahada Xavi ile Iniesta, önde Messi

4-2-3-1: çift pivotun yaygınlaşması

Modern futbolun en yaygın başlangıç dizilişlerinden biri, ve mantığı sonraki yirmi yılın çoğu takımına sirayet etti: iki defansif orta saha arkada dengeyi kurarken, önlerindeki hücum bandı ile tek santrfor bütün gol yükünü üstleniyor.

Popülerliği esnekliğinden geliyor. Kanat oyuncuları geri çekildiğinde şekil 4-4-1-1'e, on numara öne çıktığında 4-2-4'e dönüşüyor, ve bunların hepsi aynı maç içinde olabiliyor. Jürgen Klopp'un Borussia Dortmund'u bu dizilişi yüksek presle birleştirip rakibi kendi sahasında boğdu; José Mourinho'nun Real Madrid'i ise aynı şekli hızlı geçiş oyununa uyarlayıp topu bilerek rakibe bıraktı. Aynı rakamlar, tamamen farklı iki takım.

Klopp'un Borussia Dortmund'unun 4-2-3-1 kadrosu: Reus arkada, Lewandowski önde

Üç savunmalı sistemlerin geri dönüşü

2010'lardan itibaren 3-5-2 ve 3-4-3 yeniden yaygınlaştı. Sebebi kanat beklerinin değişen profili: sahayı doksan dakika bir uçtan diğerine kat edebilen oyuncular ortaya çıkınca, üç stoperin arkada bırakılması bir risk olmaktan çıktı.

Antonio Conte'nin Chelsea'si 2016-17'de 3-4-3 ile Premier Lig şampiyonu oldu, Inter'de ise aynı fikri 3-5-2 olarak uyguladı. Nuno Espírito Santo'nun Wolverhampton'ı da aynı yapıyla Premier Lig'de kalıcı hale geldi.

Ortak avantaj topa sahipken üçlünün ikiye düşüp bir stoperin orta sahaya çıkabilmesi.

Kâğıt üzerinde üçlü, sahada duruma göre ikili ya da dörtlü.

Üç savunmalı iki sistem yan yana: Conte'nin Chelsea'sinde 3-4-3, Inter'inde 3-5-2

Bugün ve sonrası

Modern takımların çoğu tek bir dizilişte kalmıyor.

Aynı on bir, topa sahipken ve topsuzken farklı iki şekle giriyor. Kâğıt üzerindeki rakam artık maçın sadece ilk saniyesini tarif ediyor.

Veri analizi bu esnekliği hızlandırdı. Expected goals (xG) gibi metrikler hangi pozisyonun gerçekten değerli olduğunu ölçülebilir hale getirdi, GPS verisi ise oyuncuların hangi koşuyu kaç kez yapabildiğini gösterdi. Teknik direktörler artık sezgiyle değil, ölçümle karar veriyor.

Bir de pozisyonların bulanıklaşması var. Guardiola'nın Manchester City'sinde bir bekin orta sahaya kayması, Nagelsmann'ın RB Leipzig'inde bir stoperin oyun kurucu gibi davranması sıra dışı sayılmıyor. Oyuncular tek bir pozisyona değil, birden fazla göreve göre yetiştiriliyor.

Bu zincirin tek bir dersi var: hiçbir diziliş kendi başına iyi değil. WM 1925 ofsayt kuralına, 4-2-4 Brezilya'nın kanat oyuncularına, catenaccio kendinden güçlü rakiplere, tiki-taka Xavi ve Iniesta'ya verilmiş cevaptı. Bugün işe yarayan diziliş de bugünün sorununa verilmiş bir cevap; yarınki soruya değil.

Yukarıdakilerden birini kendi kadronla denemek istersen kadro kurma sayfasında oyuncuları yerleştirip diziliş değiştirebilirsin; kimin nereye kaydığını görmek, sistemi anlatan hiçbir paragraftan daha hızlı öğretiyor. Sistemleri yan yana karşılaştırmak istersen futbol formasyonları rehberi, halı sahada oynuyorsan en iyi halı saha dizilişleri yazısı işini görür.

Sıkça Sorulan Sorular

Futbolda ilk kullanılan diziliş hangisiydi?

2-3-5, yani piramit dizilişi. İki savunmacı, üç orta saha ve beş forvetten oluşuyordu ve 1900'lerin başında standarttı. 1925'te ofsayt kuralının değişmesiyle savunmasız kaldı: kural değişikliğinden önce ofsayt için üç rakip oyuncu gerekiyordu, sonra iki oyuncuya indi ve arkadaki iki kişilik hat yetmez oldu.

WM sistemi nedir ve kim geliştirdi?

WM, Arsenal teknik direktörü Herbert Chapman'ın 1925 ofsayt kuralı değişikliğine cevap olarak geliştirdiği 3-2-2-3 dizilişidir. Sahadaki dizilim yukarıdan bakıldığında W ve M harflerini andırdığı için bu adı almıştır. Üç savunmacıyla arka hattı güçlendirirken, iç forvetleri geri çekerek orta sahayı dengeliyordu.

Tiki-taka hangi dizilişle oynanır?

4-3-3 ile. Barcelona ve İspanya Milli Takımı 2008-2012 arasında bu sistemle Avrupa'yı domine etti: İspanya 2008 Avrupa Şampiyonası, 2010 Dünya Kupası ve 2012 Avrupa Şampiyonası'nı üst üste kazandı. Sistemin kalbi Xavi, Iniesta ve Busquets'ten oluşan orta saha üçlüsüydü; kısa pas ve top hakimiyeti bu üçlünün sürekli pas açısı üretmesine dayanıyordu.

Catenaccio nedir?

İtalyanca 'sürgü' anlamına gelen, savunma önceliğine dayalı bir sistemdir ve 5-3-2 ile uygulanırdı. Ayırt edici özelliği libero: savunma hattının arkasında konumlanıp boşlukları kapatan serbest oyuncu. Helenio Herrera'nın Inter'i 1960'larda bu sistemle iki Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası kazandı.

Modern futbolda en çok hangi diziliş kullanılıyor?

Tek bir hakim diziliş yok; 4-3-3 ve 4-2-3-1 en yaygın başlangıç dizilişleri, üçlü savunmalı sistemler ise 2010'lardan itibaren yeniden yaygınlaştı. Daha önemlisi, modern takımların çoğu tek bir dizilişte kalmıyor: aynı on bir, topa sahipken ve topsuzken farklı iki şekle giriyor. Kâğıt üzerindeki rakam artık maçın sadece ilk saniyesini tarif ediyor.

Futbolun Evrimi: Geçmişten Günümüze Popüler Dizilişler